Test ve Quiz 5 dk okuma Derya Koral
Eşya Biriktirme Eğiliminiz Ne Kadar Güçlü? 12 Soruluk Test
Atmakta zorlanmak herkeste bir miktar vardır. Bu 12 soruluk test, biriktirme eğiliminizin hangi eşikte olduğunu ve neyi değiştirmenin gerçekten işe yarayacağını gösteriyor.
Bir çekmeceyi açıp orada ne aradığınızı unuttuysanız, dolabın üst rafındaki kutuya yıllardır dokunmadıysanız ya da "belki bir gün lazım olur" cümlesini son bir ayda birkaç kez kurduysanız yalnız değilsiniz. Eşya biriktirmek insanların çoğunda az ya da çok bulunan, tamamen normal bir eğilimdir.
Ancak bu eğilimin şiddeti kişiden kişiye ciddi biçimde değişir. Kimisi için birkaç dolu kutu meselesidir, kimisi içinse evin kullanılabilir alanını daraltan, temizliği zorlaştıran ve her akşam huzursuzluk yaratan bir yüke dönüşür. Aşağıdaki test tam olarak bu eşiği ölçmek için hazırlandı.
Testi Nasıl Yapacaksınız?
Toplam on iki soru var. Her soruyu okuyun ve kendinize karşı dürüst olun: hiç için sıfır puan, bazen için bir puan, sık sık için iki puan yazın. İdeal davranışınızı değil, son altı aydaki gerçek davranışınızı düşünün.
Puanları bir kâğıda yazın, aklınızda tutmaya çalışmayın. Testin sonunda üç aralıklı bir değerlendirme ve puanınızdan bağımsız olarak işe yarayan birkaç somut öneri bulacaksınız. Sonuç bir teşhis değil, bir aynadır.
Birinci Bölüm: Alırken Verdiğiniz Kararlar
Biriktirme çoğu zaman evde değil, kasa önünde başlar. Eve giren her nesne bir gün çıkma sorunu yaratacağı için ilk dört soru satın alma anına odaklanıyor.
- İndirim gördüğünüz için, ihtiyacınız olmadığı halde bir şey aldığınız oluyor mu?
- Evde aynısından bulunduğunu bilerek yenisini aldığınız oluyor mu?
- Bir ürünü alırken onu nereye koyacağınızı düşünmediğiniz oluyor mu?
- Ücretsiz verilen numune, poşet, kutu ya da promosyon ürünleri eve getiriyor musunuz?
Bu dört maddede yüksek puan almak, sorunun kaynağının depolama alanı yetersizliği değil giriş kontrolü olduğunu gösterir. Daha büyük bir dolap almak bu durumda çözüm değil, erteleme olur.
İkinci Bölüm: Saklarken Kurduğunuz Bahaneler
İkinci grup sorular, eşyayı elde tutmayı meşrulaştıran iç konuşmaları hedefliyor. Bu cümleler kendi başına zararsızdır; sorun, her nesne için otomatik olarak devreye girdiklerinde başlar.
- "Bu hâlâ sağlam, atmak günah" diye düşünüp kullanmadığınız eşyayı sakladığınız oluyor mu?
- Bir eşyayı sırf pahalıya aldığınız için, artık işinize yaramasa da tuttuğunuz oluyor mu?
- Kırık ya da eksik parçalı bir nesneyi "tamir ettiririm" diyerek aylarca bekletiyor musunuz?
- Kimseye hediye edemediğiniz, kullanmadığınız hediyeleri saklıyor musunuz?
Bu bölümde toplanan puan, biriktirmenin duygusal tarafını gösterir. Eşyaya yüklenen anlam ne kadar ağırsa, elden çıkarmak da o kadar suçluluk üretir ve karar o kadar ertelenir.
Üçüncü Bölüm: Atmaya Karar Verme Anı
Son dört soru, karar anındaki davranışınızı ölçüyor. Biriktirme eğilimi güçlü olan kişilerde ayıklama süreci genellikle başlar ama bitmez; eşya bir yerden alınıp başka bir yere taşınmakla yetinilir.
- Düzenleme yaparken eşyayı atmak yerine başka bir odaya taşıdığınız oluyor mu?
- "Sonra bakarım" diye kenara ayırdığınız kutular aylarca açılmadan duruyor mu?
- Bir eşyayı elden çıkardıktan sonra pişmanlık duyup geri aldığınız oluyor mu?
- Ev halkından biri sizin eşyanızı atmak istediğinde gerginlik yaşanıyor mu?
Bu bölüm yüksek çıkıyorsa mesele istek eksikliği değil, karar mekanizmasının tıkanmasıdır. Kişi düzenlemek ister, başlar, ama nesne bazında karar veremediği için süreç ortada kalır.
Puanınızı Hesaplayın
Üç bölümün puanlarını toplayın. Alabileceğiniz en düşük puan sıfır, en yüksek puan yirmi dört. Toplamınızı not edin ve aşağıdaki üç aralıktan hangisine denk geldiğine bakın.
Aralıkların sınırları keskin değildir. On altı ile on yedi arasındaki fark, kişiden çok o dönemki koşullara bağlı olabilir. Taşınma, iş değişikliği ya da evde yaşanan yoğun bir dönem puanı geçici olarak yükseltebilir.
Sıfır ile Sekiz Arası: Akışkan Düzen
Bu aralıktaysanız eve giren ve çıkan eşya arasındaki denge sizde kendiliğinden kuruluyor. Bir şey alırken yerini düşünüyor, işlevini yitiren nesneleri fazla düşünmeden elden çıkarabiliyorsunuz.
Dikkat etmeniz gereken tek nokta, düzenin fazla katı bir hâl almasıdır. Her nesneyi hızla elden çıkarma refleksi zaman zaman gerçekten işe yarayacak şeyleri de götürebilir ve bu, yeniden satın almayla sonuçlanır.
Dokuz ile On Altı Arası: Sınırda Denge
Bu aralık en kalabalık gruptur. Evinizin çoğu alanı işlevini koruyor, ancak belirli bölgeler yığılma noktasına dönüşmüş durumda: bir dolabın üst rafı, balkon köşesi, kilerin arkası ya da giriş komodini.
İyi haber şu ki bu tabloda kapsamlı bir dönüşüme ihtiyaç yok. Yığılmanın toplandığı üç dört noktayı tespit edip yalnızca oralara düzenli bir bakım ritmi kurmak, tablonun tamamını değiştirmeye yeter.
On Yedi ile Yirmi Dört Arası: Belirgin Yığılma Eğilimi
Bu aralıktaysanız eşya artık evi kullanma biçiminizi belirliyor olabilir. Bazı yüzeyler kullanılamıyor, temizlik zorlaşıyor, aranan şey bulunamadığı için yenisi alınıyor ve döngü kendini besliyor.
Burada en verimli yaklaşım, bütün evi bir hafta sonunda halletmeye çalışmak değildir; o girişim genellikle yorgunlukla yarım kalır ve moral bozar. Tek bir çekmeceyle başlayıp onu tamamen bitirmek çok daha sürdürülebilir bir yöntemdir.
Eğer eşya yığılması uyku, temizlik ya da ev içi ilişkiler üzerinde belirgin bir baskı yaratıyorsa, konuyu tek başına bir düzen sorunu olarak görmemek ve destek almak akıllıca olur.
Puanınız Ne Olursa Olsun İşe Yarayan Dört Alışkanlık
Bir girer, bir çıkar kuralı. Eve aynı kategoriden yeni bir nesne girdiğinde eskisinden biri çıkar. Bu kural özellikle kıyafet, mutfak gereci ve kablo türü ürünlerde hızlı sonuç verir.
Kutu takvimi. Kararsız kaldığınız eşyaları bir kutuya koyup üzerine tarih yazın. Altı ay boyunca o kutuyu açma ihtiyacı duymadıysanız, içindekilere bakmadan elden çıkarabilirsiniz.
On dakikalık sınır. Düzenlemeye ayrılan süre kısa ve belirli olduğunda başlamak kolaylaşır. Uzun seanslar yerine kısa ve sık tekrarlanan turlar, biriktirme eğilimi yüksek kişilerde çok daha başarılı olur.
Çıkış kanalını önceden belirlemek. Elden çıkarılacak eşyanın nereye gideceği baştan belliyse karar hızlanır. Gidecek yeri olmayan poşetler, kapının yanında haftalarca bekleyip eve geri döner.
Testin Söylemediği Şey
Bu tür bir test, davranışın şiddetini gösterir ama nedenini açıklamaz. Aynı yüksek puan, kimi kişide çocuklukta yaşanan bir yokluk döneminden, kiminde ise yalnızca yoğun bir yaşam temposundan kaynaklanabilir.
Bu yüzden sonucu bir etiket olarak değil, bir başlangıç noktası olarak okuyun. Önemli olan kaç puan aldığınız değil, hangi bölümde puanınızın yoğunlaştığını fark etmenizdir; çünkü çözüm de tam olarak orada başlar.
Eşyalar hayatı kolaylaştırmak için vardır. Bir nesne size hizmet etmeyi bırakıp sizden bakım, yer ve dikkat talep etmeye başladığında, ilişkinin yönü tersine dönmüş demektir. Testi altı ay sonra tekrar çözün; asıl anlamlı olan tek seferlik puan değil, iki puan arasındaki farktır.