İçeriğe geç
Hayattan Bir Haber

Günlük hayatın ipuçları, burçların kendine has renkleri

Kişisel Gelişim 5 dk okuma Derya Koral

Okuduğunu Uygulamaya Geçirmek: Bilgi ile Davranış Arasındaki Boşluk

Aynı konuda onuncu kaynağı bitirmek neden bir şeyi değiştirmiyor? Bilgiyi uygulanabilir hale getiren üç soru, tek değişiklik kuralı ve denedikten sonra geri dönmek.

Bir konuyu okumak, izlemek ya da dinlemek ile o konuda bir şey yapabilmek arasında geniş bir boşluk vardır. Çoğu kişi bu boşluğu bilgi eksikliği sanır ve daha fazla okur, daha fazla video izler, daha fazla not alır. Oysa aynı konu üzerine onuncu kaynağı bitirdiğinde de davranış değişmemiştir. Eksik olan şey bilgi değil, bilginin uygulamaya çevrilme adımıdır.

Bu yazıda öğrenilenin neden kendiliğinden davranışa dönüşmediğini, bu boşluğun hangi noktalarda oluştuğunu ve okunanı uygulanabilir hale getirmenin somut yollarını ele alıyoruz.

Anlamak ile Yapabilmek Aynı Şey Değil

Bir açıklamayı okurken duyulan "anladım" hissi, o bilgiyi kullanabileceğinizin garantisi değildir. Anlamak, bir düşünceyi takip edebilmektir; yapabilmek ise o düşünceyi kendi durumunuza uyarlayıp uygulayabilmektir. İkisi farklı işlemlerdir ve ikincisi çok daha fazla çaba ister.

Bu ayrımın en tanıdık örneği, bir tarifi okurken her adımın açık görünmesi ama mutfağa girildiğinde kararsız kalınmasıdır. Metinde sıralanmış olan adımlar, gerçek koşullarda karşınıza sayısız küçük soruyla çıkar. Bu soruların cevapları kaynakta yoktur; ancak deneyerek öğrenilir.

Boşluk Nerede Oluşuyor

Öğrenilenin uygulamaya geçmemesinin birkaç tipik nedeni vardır:

  1. İlk adım tanımsızdır. Kaynak genel bir ilke verir; sizin durumunuzda bunun karşılığı ne demek, belirsiz kalır.
  2. Bilgi çok fazladır. Bir seferde on öneri okuyan kişi, hiçbirini uygulamaz. Fazlalık, seçmeyi zorlaştırır.
  3. Uygulama fırsatı gelmez. Bilgi, kullanılacağı andan uzakta öğrenilmiştir; sıra geldiğinde ise hatırlanmaz.
  4. Beceriksizlik dönemi göze alınamaz. İlk denemede sonuç kötü olur; bu, bilginin yanlış olduğu izlenimi yaratır.
  5. Öğrenmek kendi başına tatmin eder. Yeni bir şey öğrenmenin verdiği his, uygulamanın verdiği hisse benzer; bu benzerlik erteleme üretir.

Bu nedenlerin hiçbiri irade eksikliğiyle ilgili değildir. Hepsi, öğrenme ile uygulama arasındaki köprünün kurulmamış olmasından doğar.

Bilgiyi Uygulanabilir Hale Getirmek

Bir kaynağı okurken ya da izlerken şu üç soruyu cevaplamak, boşluğun büyük bölümünü kapatır:

  • Bu bilgiyi ilk ne zaman kullanacağım? Belirli bir gün ve durum söylenemiyorsa, bilgi muhtemelen kullanılmayacaktır.
  • Benim durumumda karşılığı ne? Genel ilkeyi kendi koşullarınıza çeviren tek cümlelik bir not, sonradan hatırlamayı mümkün kılar.
  • En küçük deneme ne olur? Bilgiyi bütünüyle uygulamak yerine, tek bir küçük parçasını denemek her zaman daha kolaydır.

Bu üç soru, pasif okumayı aktif bir işe çevirir. Not tutarken bilgiyi olduğu gibi kaydetmek yerine bu üç cevabı yazmak, sonradan geri dönüldüğünde çok daha kullanışlı bir metin bırakır.

Tek Değişiklik Kuralı

Uygulamaya geçerken en sık yapılan hata, aynı anda birçok şeyi birden değiştirmeye çalışmaktır. Bu yaklaşımın iki sorunu vardır: yük fazla olduğu için birkaç gün içinde bırakılır ve sonuç değiştiğinde hangi değişikliğin etkili olduğu anlaşılmaz.

Daha işlevli yol, bir seferde tek bir değişiklik denemektir. Değişiklik yerleşene kadar diğerlerini bir listeye yazıp bekletmek, hem yükü hafifletir hem de öğrenmeyi ölçülebilir kılar. Bir hafta boyunca tek bir yeni davranış, on tavsiyeyi birden uygulamaya çalışmaktan neredeyse her zaman daha fazla iz bırakır.

Uygulamayı Zamana Bağlamak

Bilginin kullanılacağı anı önceden belirlemek, hatırlama sorununu ortadan kaldırır. Bunun pratik biçimi, niyeti bir duruma bağlamaktır: "şu iş olduğunda şunu yapacağım". Bu kalıp, belirsiz bir "bundan sonra dikkat edeceğim" niyetinden belirgin biçimde daha etkilidir; çünkü tetikleyiciyi de tanımlar.

Aynı mantık daha uzun vadeli işlerde de geçerlidir. Öğrenilen bir yöntemi "önümüzdeki dönemde deneyeceğim" diye ertelemek yerine takvimde bir güne bağlamak, uygulanma ihtimalini yükseltir. Bu tür yerleştirmeleri yılın geneline dağıtırken, yılın ritmine göre plan yapmak ve iş yükünü dönemlere yaymak yaklaşımı, hangi denemenin hangi döneme uygun olduğunu görmeyi kolaylaştırır.

Denedikten Sonra Geri Dönmek

Uygulamanın öğrenmeyi tamamlaması için bir adım daha gerekir: denemeden sonra kaynağa geri dönmek. İlk okumada anlamsız görünen ya da atlanan ayrıntılar, bir kez denendikten sonra bambaşka bir anlam kazanır. Çünkü artık sorunun ne olduğunu biliyorsunuzdur.

Bu ikinci okuma, çoğu kişinin atladığı ama en verimli adımdır. İlk okuma bilgiyi tanıtır, deneme soruları üretir, ikinci okuma ise o soruları cevaplar. Bu döngü iki üç kez tekrarlandığında, konu artık okunan bir şey olmaktan çıkıp yapılabilen bir şeye dönüşür.

Kaynak Sayısını Sınırlamak

Aynı konuda çok sayıda kaynak tüketmek, çoğu zaman ilerleme değil erteleme üretir. Farklı kaynaklar aynı temel bilgiyi farklı sözcüklerle anlatır; aradaki küçük farklar ise ancak uygulama deneyimi olan biri için anlamlıdır.

Pratik bir sınır koymak işe yarar: bir konuda bir kaynağı bitirip en az bir kez uygulamadan ikinci kaynağa geçmemek. Bu kural, hem bilgi yığılmasını önler hem de hangi kaynağın gerçekten işe yaradığını görmeyi sağlar. Uygulamadan sonra ikinci kaynağa dönüldüğünde, okuma da çok daha seçici ve hızlı olur.

İlerlemeyi Görünür Kılmak

Uygulama aşamasında en büyük zorluk, ilerlemenin yavaş hissedilmesidir. Okumak hızlı bir ilerleme duygusu verir; yapmak ise başta yavaş ve dağınıktır. Bu his farkı, çoğu kişiyi uygulamadan tekrar okumaya geri döndürür.

Bunu dengelemenin yolu, uygulamanın kendisini kaydetmektir. Ne denendi, ne oldu, bir daha ne farklı yapılacak; üç satırlık bir not yeterlidir. Birkaç hafta sonra bu notlara bakıldığında, hissedilmeyen ama gerçekleşmiş bir ilerleme görünür hale gelir ve bu görüntü, devam etmek için okumaktan çok daha güçlü bir gerekçe sunar.

Özet

Öğrenilenin uygulamaya geçmemesi, bilgi eksikliğinden değil köprü eksikliğinden kaynaklanır. Bu köprü üç adımla kurulur: bilgiyi kendi durumunuza çeviren tek cümlelik bir not, bir seferde tek bir küçük deneme ve denemeden sonra kaynağa geri dönüş.

Bu üç adım uygulandığında okunan miktar azalır ama kalıcı hale gelen bilgi artar. Sonuçta belirleyici olan ne kadar öğrenildiği değil, öğrenilenin kaçının bir kez de olsa denenmiş olduğudur.